DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ı mesajının okunduğu İstanbul'daki toplantıda, Öcalan'ın mesajında yer almayan, "Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz pratikte silahların bırakılması, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir" notunu kamuoyuyla paylaştı.
Ahmet Türk, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, Cengiz Çiçek ile Faik Özgür Erol’dan oluşan DEM Parti heyeti, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından heyet, Taksim’deki Elit World Otel’de 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı' adlı Öcalan'ın mektubunu okumak üzere basın toplantısı düzenledi.
Mektubun okunmasından önce sürece katkısı bulunanlara teşekkür eden Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi:
"Şu anda Amed’de ve Van’da yüz binlerce kardeşimiz, yoldaşımız ülkenin her yanında barışa gönül vermiş insanlarımız bizi izlemeye başlamışlar. Onlara bu salondaki bütün arkadaşlarımız adına sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyoruz; yüreğimizle selamlıyoruz onları. Merhaba Van, Merhaba Amed.
Biliyoruz ki cezaevlerindeki arkadaşlar da bizleri izliyor. Onları da bütün yüreğimizle, özgürleştirme irademizle, sözümüzle selamlıyoruz. Annelerimiz, Cumartesi Anneleri burada, onları da selmalıyoruz. Aydınlar, akademisyenler ama en çok Barış Akademisyenleri... Aşından, işinden ekmeğinden olan yüzlerce bilimin onuruna sahip çıkan bilim emekçileri... Bu barışta sizin payınız yadsınamaz. Sizleri de saygıyla selamlıyoruz. Ebedi şükranlarımızı kabul etmenizi diliyoruz.
Gar’da, Suruç’ta barış için toprağın koynuna giren genç yaştaki bütün kardeşlerimizi her siyasal düşünceden onları da saygı, sevgi ve büyük bir minnet duygusuyla selamlıyoruz. Sizin hatıranızadır, ödediğiniz bedeledir bu barış. Onları da saygıyla selamlıyoruz.
"O annelere evlat, kardeşlere kardeş olacağız"
Bu ülkenin bütün evlatları, askeri, polisi ayırt etmeksizin bu anlamsız ve kaotik süreçte hayatını kaybeden bütün gençlerimizi ayırt etmeksizin hepsini saygıyla, rahmetle anıyoruz. O annelere evlat, kardeşlere kardeş olacağız. Bu bizim toplumsal haysiyet borcumuzdur. Bir daha böyle günler görmemeyi diliyoruz, bunun sözünü veriyoruz onlara da.
Ne talihsiz bir ülke, kayıplarımızı anmak seneler sürecek. Barışa omuz veren, bunun için bedel ödeyen, hiçbir şey yapamıyorsa dua eden, bütün insanlarımıza teşekkürlerimi ve şükranlarımı bildirerek başlamak istiyorum.
"Barış filizini, umudunu yeşertmeye gittik"
Kışın bitip baharın geleceği şu günlerde umudu yeşertmeye gittik. Biliyorsunuz, filiz kütükten kuvvetlidir. Barış filizini, umudunu yeşertmeye gittik. Bunun can suyunu bütün bir ülke kardeşlik ruhu içinde Türk’ü ve Kürt’ü ile hep birlikte verme umudu ve iradesiyle gittik. Şimdi huzurlarınızdayız. Bu umudu yeşerteceğiz, varlığımız bu umudu yeşertmenin uğurunda geçti. Bundan sonra da böyle olacak ki bu ülke bir gülistana dönünceye kadar. Bu günlerin de çok yakın olduğunu biliyoruz. Emeği geçen bütün siyasilere, Sayın Cumhurbaşkanımıza, sayın Devlet Bahçeli’ye, Sayın Özgür Özel’e, ismini sayamadığımız bütün muhalefet parti liderleri ve kadrolarına tekrar teşekkür ediyoruz. Bugün İmralı ziyaretimizi gerçekleştirdik. Sayın Öcalan sizinle paylaşmak üzere mesajını verdi. Tarihin olumlu bir kırılma anındayız. Artık mevcut kaotik ortamdan onurlu bir çıkış bulmanın eşsiz bir pusulasıyla geldik."
Buldan'ın mektubu Türkçe okumasının ardından Önder, şunları kaydetti:
"Bu yeni baharın barışın umudu olmasıyla İmralı'da 4 saat süren görüşmeden ayrılırken kendisinin 'Bu perspektifi ortaya koyarken şüphesiz pratikte silahların bırakılması, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir' notunu iletti, onu sizinle paylaşalım. Özgür, barış içinde, kardeşlikle güzel bir gelecek diliyorum. Buna her vicdanın katkı sunması temel temennimizdir."
Yorumlar
Kalan Karakter: