(TBMM) - CHP'nin TBMM Genel Kurulu'nda Doğu Akdeniz'de yaşanan zirai don felaketine karşı acil eylem planının hayata geçirilmesi amacıyla verdiği grup önerisi reddedildi. CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, "Bölgelerimize göre eksi 10 dereceye kadar düşen hava sıcaklığından, maalesef, burada yetişen ürünler yerle bir oldu ve tümüyle üreticilerimiz zarar gördü; aslında tarımsal üretim neredeyse başlamadan bitmiş oldu. Don felaketinden dolayı tarla ve bahçelerinde ürün kalmadı; bu durumda rekoltede ciddi kayıplar yaşanacaktır, ülkemizin de gıda egemenliğini riske sokacaktır" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin Doğu Akdeniz'de yaşanan zirai don felaketine karşı acil eylem planının hayata geçirilmesi amacıyla verdiği araştırma önerisi AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önerinin gerekçesini açıklamak üzere söz alan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şöyle konuştu:
"Ülke tarımı çöküyor, çiftçilerimiz ise feryat ediyor. Halkımız ise ucuza ekmekten ete hiçbir gıda ürününü alamıyor, açlık ve yoksulluk düzeni ocaklarımızı söndürüyor. Tüm bunların yanında, artan maliyetlerden ürününün para etmemesine kadar sayısız sorunla boğuşan çiftçilerimizi bir de zirai don felaketi vurmuştur. Ekili ve dikili alanlarda oluşan zirai don felaketiyle domatesten patatese, maruldan karpuza, narenciyeden nektarine ve sert çekirdeklilere kadar tüm ürünlerde çok ciddi kayıplar oluştu. Bölgelerimize göre eksi 10 dereceye kadar düşen hava sıcaklığından, maalesef, burada yetişen ürünler yerle bir oldu ve tümüyle üreticilerimiz zarar gördü; aslında tarımsal üretim neredeyse başlamadan bitmiş oldu. Don felaketinden dolayı tarla ve bahçelerinde ürün kalmadı; bu durumda rekoltede ciddi kayıplar yaşanacaktır, ülkemizin de gıda egemenliğini riske sokacaktır.
Binbir zorlukla eğer bu ürününü üretirse bu sefer de soframıza pahalı gelecek. Kim nasıl alacak, kim nasıl tüketecek? Bu sorunlar çözülmeli, bunlara da çözüm bulmak zorundayız. Aslında bu felaketin aşılması ve oluşan yükün altından kalkılması için ulusal boyutta bir seferberlik ilan edilmeli, çözüm adına da acil eylem planı hazırlanmalıdır. Ben buradan, Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı'ya sesleniyorum, acilen bölgeye davet ediyorum kendisini: Çiftçilerin yanında yer almasını, acılarını paylaşmasını, yaralarının sarılmasını, çiftçiyi ve üreticiyi ayağa kaldırmasını bekliyoruz. Zaten yeterince desteklenmeyen, hak ettiği ilgi ve önemi görmeyen çiftçilerimiz, tarımımız bu yükün altından kendi başına kalkamaz. Önerilerimiz: Bir, başta Doğu Akdeniz Bölgesi olmak üzere don felaketinden etkilenen bütün bölgelerin afet bölgesi ilan edilmesini istiyoruz. İki, üreticilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine, Ziraat Bankasına ve diğer özel bankalara olan tarımsal kredi borçlarını en az iki yıl ertelenmesini talep ediyoruz. Üç, çiftçi zararlarının doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilip hemen karşılanmasını, çiftçilerimizin de tarım alanlarını yeniden ekip dikmeleri için bir ilave faizsiz kredi, destek ve teşvik verilmesini talep ediyoruz. TARSİM uygulamasının baştan sona çiftçi ve tarım lehine düzenlenmesini ve yenilenmesini talep ediyoruz. Son madde de zarar gören ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle tarım sigortası yaptırmamış üreticilerimizin de unutulmamasını talep ediyoruz."
Kılıç: "Zarar gören tüm bölgeler ivedilikle afet bölgesi ilan edilmeli"
Yeni Yol Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç da CHP'nin önerisine destek vererek bölgenin ivedilikle afet bölgesi ilan edilmesinin gerekliliğine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Artan maliyetler, ürünün para etmemesi gibi sayısız sorun yetmemiş, üreticilerimizi şimdi bir de zirai don felaketi vurmuştur. Antalya, Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay illerimizde son bir haftadır etkili olan zirai don afeti üreticilerimize büyük bir darbe indirmiştir. Zirai don afeti ekili ve dikili tarım alanlarında etkili olmuş, sebze ve meyvelerin neredeyse tamamı olumsuz etkilenmiştir. Bu felaket sadece bölgedeki üreticilerimize değil, ülke ekonomisi açısından ciddi kayıplara sebep olmuştur. Zararın telafisi için başta bölgemiz olmak üzere, zarar gören tüm bölgeler ivedilikle afet bölgesi ilan edilmeli, gerekli zarar tespit ve telafi çalışmaları gecikmeksizin yapılmalıdır. Zira, bölgede üretim sezonu neredeyse başlamadan bitmiştir. Gerekli tedbirler alınmazsa hâlihazırdayüksek olan gıda enflasyonu fırlayacak, vatandaş çarşıya pazara uğrayamaz hâle gelecektir.
Taşcı: "Çiftçimizi yalnız bırakmanın bedeli yarın hepimizin omuzlarına çok ağır bir yük olarak binecektir"
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı, don felaketi sonrasında çiftçiye destek olunması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"2024'te aşırı sıcaklar, ocak ayındaki aşırı yağış ve şimdi de eksi 15 dereceleri bulan don felaketi, deprem de dâhil afet üzerine afet yaşadılar aslında son yıllarda. Sosyal devletsek elbette destek; milletsek elbette dayanışma ama en çok da bunca yıldır onların ürettikleriyle beslenen bir ülke olarak Akdenizli çiftçilerimize vefamızı göstermek, bugün hepimiz için bir görevdir ve umarım, herkes idrakindedir. Bugün bu afet karşısında çiftçimizi yalnız bırakmanın bedeli, yarın hepimizin omuzlarına, üstelik de çok ağır bir yük olarak binecektir. Zira, hem tarımsal üretimimizin lokomotifi hem de ihracatın belkemiği durumundaki bir bölge mevzubahis olan. Sert çekirdekli meyveler, narenciye bahçeleri, örtü altı üretim, kış sebzeleri hepsi bitti gitti bu dört günlük donda. 2008'de yaşanan kuraklığın ekonomik etkilerini hatırlayın; müdahale etmezsek aynısı olacak, gıda fiyatları daha da yükselecek, enflasyon daha da artacak, üreticinin yarasını saramazsak eğer tüketici de çekecek bunun sancılarını. Dolayısıyla TARSİM'in incelemelerini acilen tamamlanması, çiftçilerin sigortalarının derhâl ödenmesi, Ziraat Bankası tarım, kredi, prim ve elektrik borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi elzemdir."
"Üretilmiş ürünün alım fiyatları yüksek tutularak üretimin artırılmasının buğdayda yolu açılmalı"
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de İYİ Parti'nin ekmek üreticisinin sorunlarının araştırılmasına yönelik verdiği grup önerisine ilişkin şunları söyledi:
"Fakir fukaranın, garip gurebanın bir ekmeği vardı, onu dahi, vatandaş, fiyat artışlarıyla, kısmak zorunda kaldı. Artan fiyatlarla ilgili doğal olarak fırıncıları da suçlayan ya da yargılayanlar var ama işin özü, bunlar siyasi iktidarın sorumluluğunda. Esnafı sorumlu göstermek yerine sorumluluğu gerçek anlamda üstlenmesi gereken iktidar, bu konuda almadığı önlemlerin hesabını vermeli. Türkiye her yıl ortalama 10 milyon ton buğday ithal ediyor. Bunun bir kısmı un ve makarna olarak ihraç ediliyor ama yaklaşık 3 milyon tona yakını da yurt içi piyasalarına veriliyor. Türkiye'de buğday üretimi sorunlu. Geçen yıl 1 milyon 200 bin ton buğday üretimimizde düşme oldu.
Türkiye'de şu anda ekmek fiyatlarının artışının temel nedeni yalnızca bu işin doğru yönetilmemesi. Çiftçiye geçen yıl yüzde 12'lik bir artış verildi buğdayda ve tüccara mahkûm edildi, üretici kazanamadı. Üreticinin kazanamadığı yerde tüketicide ekmek 12,5 liraya çıktı, 20 liraya doğru gidiyor, pideye dahi erişemiyor. Tüketeni savunmuyorsunuz, korumuyorsunuz, üretenin yanında durmuyorsunuz sonra kalkıp suçlu yaratmaya, suçlu bulmaya çalışıyorsunuz. Üretim öncesinden başlayarak mutlak surette tohumda ve gübrede sübvansiyon sağlanmalı; ayrıca, üretilmiş ürünün alım fiyatları yüksek tutularak üretimin artırılmasının buğdayda yolu açılmalı; ardından, Toprak Mahsulleri Ofisi belli dönemler için ortaya çıkan sorunları yok etmek amacıyla sübvansiyon sağlayıp uygun fiyatla buğdayı sanayiciye vermelidir."
Yorumlar
Kalan Karakter: