TBMM Çevre Komisyonu'nda İklim Kanunu Teklifi görüşmeleri başladı... DEM Parti'li Koca: "Sermayenin 'kirletme hakkını' meşrulaştıran bu kanun teklifi"
TBMM Çevre Komisyonunda İklim Kanunu Teklifi'nin görüşmeleri başladı. Muhalefet partisi milletvekilleri kanun teklifinin iklim ve çevre hassasiyetinden dolayı yapılmadığını, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) düzenlemesi için yapıldığını belirtti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, "Avrupa Birliği katı bir kural koyduğunda gelip burada yasal düzenleme yapmak konusunda herhangi bir beis görmüyorsunuz" dedi. DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise, "Kirlenmeyi bırakın hedefi sermayenin 'kirletme hakkını' meşrulaştıran bu kanun teklifini ticari bir aygıt olarak karşımıza getiren maddeler bütünü var. Sermaye politikaları ile tümüyle uyumlanmış bir kanun teklifi görüyoruz" ifadelerini kullandı.
(TBMM) - TBMM Çevre Komisyonunda İklim Kanunu Teklifi'nin görüşmeleri başladı. Muhalefet partisi milletvekilleri kanun teklifinin iklim ve çevre hassasiyetinden dolayı yapılmadığını, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) düzenlemesi için yapıldığını belirtti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, "Avrupa Birliği katı bir kural koyduğunda gelip burada yasal düzenleme yapmak konusunda herhangi bir beis görmüyorsunuz" dedi. DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise, "Kirlenmeyi bırakın hedefi sermayenin 'kirletme hakkını' meşrulaştıran bu kanun teklifini ticari bir aygıt olarak karşımıza getiren maddeler bütünü var. Sermaye politikaları ile tümüyle uyumlanmış bir kanun teklifi görüyoruz" ifadelerini kullandı. TBMM Çevre Komisyonu, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu başkanlığında toplandı. Komisyonda AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından 20 Şubat'ta TBMM Başkanlığı'na sunulan İklim Kanunu Teklifi görüşülüyor. Ekoloji ve iklim krizinin önlenmesine ilişkin maddelerin yer almadığını dolayısıyla kanun teklifinin sermaye için yapıldığını belirten muhalif milletvekilleri SKDM'ye dikkati çekti. 2023 yılından beri Avrupa Birliği'nde uygunana bu düzenleme ile Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) olmadığında Avrupa Birliği’nde yerleşik ithalatçının kapsama giren ürün için hesaplanan emisyon bedeli mahsup edilemeyecek. Komisyon Başkanı Ensarioğlu, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olmasına dikkati çekerek şunları söyledi: "Akdeniz havzasında yer alan konumumuzdan ve gelişmekte olan bir ülke olmamız nedeniyle iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesinin arttırılması gerekmektedir. Bu kanun teklifinde; kamu kurum ve kuruluşlarının 2053 Net Sıfır Emisyon hedefinin gerçekleştirilmesi, sera gazı emisyonlarının azaltımı ve iklim değişikliğine uyum faaliyetleri kapsamında sorumlulukları belirtilmektedi. Emisyon ticaret sistemi ve karbon kredileriyle ilgili olarak işletmelerin sera gazı emisyon izni alma zorunluluğu getirilmektedir. Yeşil yatırımların belirlenmesi kapsamında iklim finansmanının ve iklim değişikliğiyle mücadele teşviklerinin hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Yerel yönetimlerin ve özel sektörün iklim değişikliğiyle mücadeleye dair sorumlulukları daha net hale gelmektedir. İklim değişikliğiyle mücadelede yaptırımlar ve denetim mekanizmaları öngörülemektedir." "Ülkemizin iklim kanunu ile muhakkak yapmamız gereken bir çalışmaydı" Teklif sahibi AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir şunları söyledi: "İklim kanunu kamuoyunda tartışılan bir kanun. Bunun nedeni konuyla ilgili ilk kanun olması. Biz bu kanunu çıkartmazsak bile 2026'nın başında yapılan tüm ihracatlarda ihracat ürünlerinde karbon emisyonlarının hesaplanarak sınırda karbon düzenlemesine tabi olacak. Batı ile bu kadar entegrasyonu olan ülkemizin iklim kanunu ile muhakkak yapmamız gereken bir çalışmaydı. Dünya'nın asıl hedefi 2053 sıfır emisyonu sağlamaktır. Bu süreçte dünyadaki bütün hedef ozon tabakasını inceltecek, küresel ısınmaya, iklim değişikliğine neden olacak karbon salınımı olmamasını sağlamak. Biz de buna uygun bir kanun teklifi hazırlığında bulunduk. Kanun kapsamında elde edilecek gelir yeşil dönüşüme aktarılacak. Kanun teklifinde daha az enerji ile daha fazla üretim vizyonu temel alınmaktadır." "Sınırda karbon düzenleme mekanizması için de yasal bir altyapı oluşturuluyor" Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, "Bu taslakla ilgili kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden binin üzerinde uzmanın katılımıyla 40'ın üzerinde toplantı yapılmış, 50 komisyon ve 7 yuvarlak masa toplantısı ile 217 kararın kanun teklifine derecelendirilmesi şeklinde harekete geçmiştir. Sanayicilerin kapasitesinin ve farklılığının artırılması için pek çok sanayi şehrinde yaklaşık 4 bin kişinin katılımıyla yapılmıştır" dedi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar ise şu ifadelere yer verdi: "Sektörler ve sanayimiz için de elbette önemli çünkü en fazla etkilenecek taraf orası. Bugün emisyonların yüzde 80'i direkt buradan geliyor. Böyle bir durum varken onları dışarıda bırakmak söz konusu değil. Dünyada bununla ilgili karbonun fiyatlandırılması gerekiyor, saldığı karbonu ödemesi lazım. Avrupa Birliği'nin bütün dünya ülkelerine uyguladığı sınırda karbon düzenleme mekanizması için de yasal bir altyapı oluşturuluyor." "Biz bu yasayı bugün neden görüşüyoruz?" CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek şunları söyledi: "Altında imzamız olan Paris İklim Anlaşması'nın ortaklarından biriyiz. Bu anlaşmadan hemen sonra iklim konulu uzun bir çalışma yapmıştık. Bu çalışmanın içinde 104 sayfa muhalefet şerhimiz var, burada iklim krizine ilişkin alınması gereken çözüm önerileri var. Yıl 2025 iklim kriziyle ilgili değil ama karbon salınımının 2026 yılında AB ülkelerinde Türk ihracatçılar açısından sıkıntılar yaratacağı ve buna ilişkin düzenleme yapmayan ihracatçıların yüksek vergiler ödeyeceği gerçeği ortaya çıkınca düzenleme gündeme geldi. İklim krizi denilince en büyük sıkıntılardan birisi olan kuraklık, yağış rejiminin değişmesi, kentleşme sorunları gibi çok sayıda başlık altında olan bu sorunu 2021 yılından sonra görüşerek yasal düzenleme yapılması gerekirdi. İktidarınız dünyadaki gelişmelerin aksine yüksek politika önceliğini enerji politikalarına veren bir görüşe sahipti. Bugün yasayı görüşüyoruz ama Türkiye sadece son 15 yıl içinde ithal kömüre dayalı termik santrallerdeki üretim kapasitesini yüzde 444 oranında arttırdı. Yerli kömüre dayalı üretimde artış oranı yüzde 32. Biz bu yasayı bugün neden görüşüyoruz? Geçtiğimiz haftanın gündemi iktidarınızın TÜSİAD'a karşı eleştirileriydi. TÜSİAD'ın 2025 yılı beklentilerinde bu yasanın çıkması gerektiği var. Daha geçen hafta tu kaka dediğiniz bir derneğin çözüm önerisini yasa teklifi olarak karşımıza getiriyorsunuz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. AB ülkelerine ihracat yapan firmaların önermesi sonucunda bu yasa gündeme geldi. Keşke çevrecileri dinleseydiniz de bu yasaları 2021 yılında gündeme alsaydık. "Karbon salınımının yüksek olduğu yerler 30 büyükşehir" Merkeziyetçilik sizin odak noktanız. Yerel seçimlerde uğradığınız hezimetten sonra ağırlıklı olarak yerel yönetim yetkileri daraltıldığı gibi burada da koymuş olduğunuz konu başlıklarında 'valinin başkanlığında kurulacak bir komisyon' diyorsunuz. Karbon salınımının yüksek olduğu yerler 30 büyükşehir. Alınması gereken tedbirler bu şehirlerde. Belediyelerin meclislerinde bunları konuşup karara bağlamak yerine niye yine vesayetçi bir anlayışla atanmış valiyi belediyelerin üstünde tutuyorsunuz? AB katı bir kural koyduğunda gelip burada yasal düzenleme yapmak konusunda herhangi bir beis görmüyorsunuz. Hızlandırılmış bir şekilde yasayı getiriyorsunuz. Keşke gündemimizde olan diğer konu başlıklarıyla da ilgili öneriler gelseydi. İklim yasasının içinde temiz içme suyunun önündeki en büyük engel olan madenler de keşke yer alsaydı." "İklim değişikliğinin başlıca nedeni kapitalist düzendir" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "İklim değişikliğinin başlıca nedeni kapitalist düzen ile oluşan açgözlü, kontrolsüz anlayıştır. Maden talancısı, orman yağmacısı, atık suyu sisteme verenler bu süreçlerin failleridir. Son günlerde oluşan don olayları da dahil ülke olarak ne kadar eksik olduğumuzu gösteriyor. Doğa dostu üretimin önü açılmalı, artan sıcaklığın gıda üretimine etkilerine ilişkin önlemler alınmalıdır. İklim krizi yalnızca aşırı iklim olaylarını meydana getirmiyor bunun yanı sıra göç ve gıda arzı sorununu beraberinde getiriyor. Dünyada ilaç ve gübre gibi belli ürünlerde belli grupların kontrolü dikkate alındığında birilerini sömürürken kendi alanlarındaki varlığını da daraltmak istiyorlar" dedi. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol ise "Bakanlık bürokrasisi buraya kanun getirdiği zaman kanun içeriğini idari olarak planlamış olabilir ama eksikleri burada tamamlanmalı. Bu idari bir düzenleme değil bir kanun düzenlemesi. Toplumun her kesimi bu düzenlemeden etkilenecek. Komisyona gelen teklifler noktası, virgülü değişmeden Genel Kurul'a gidiyor. Burada ortak irade ile teklifi yaparız umarım" ifadelerini kullandı. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Bu kanun direkt zenginlerin kar etmesi için bu ülkenin kaynaklarının başka şekilde sömürülmesinin aracı olacak. Mesela 'fosil yakıtların şu tarihe kadar kaldırılması' gibi madde var mı; yok. 'Şu tarihten itibaren başta Kaz Dağları Karadeniz Yeşil Yol ve benzeri maden aramalarını hemen durduruyoruz' diye madde var mı; yok. Yani doğamızı, emeğimizi koruyan ve sizin 'yeşil büyüme' adı altında adlandırdığınız sadece zenginler ürünlerini daha çok satsın" diye konuştu. "'Kirletme hakkını' meşrulaştıran bu kanun teklifi" DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca şu ifadelere yer verdi: "Bugün iklim krizinin sonuçlarını her yerde yaşıyoruz; sellerde, yangınlarda, afetlerde. Hal böyleyken İklim Kanunu olarak önümüze gelen şey iklim krizi ile mücadelede herhangi bir eylem planı barındırmadığını görüyoruz. Bir sermayeye kanunu, karbon emisyonuna uyumlanma yasası karşımızda. Kirlenmeyi bırakın hedefi sermayenin 'kirletme hakkını' meşrulaştıran bu kanun teklifini de ticari bir aygıt olarak karşımıza getiren maddeler bütünü var. Sermaye politikaları ile tümüyle uyumlanmış bir kanun teklifi görüyoruz. Yapılan Bakanlık ve ilk imza sahibi vekilin sunuşlarında AB ile ticaret ilk vurgu oldu. Bu kanunu yapmak durumundayız denildi. 2025 strateji planı nedir, toplumsal, siyasal ve hukuki anlamda hedefler nedir bunları gerçekten merak ediyoruz. Yaşamsal bir konudan bahsediyoruz ama yeşil büyüme, iklim adaleti kavramlarının içinin boşaltıldığını, sermaye ile uyumlu kavramlar haline getirildiğini görüyoruz." "Yasanın adı 'paran kadar kirlet' olabilirdi" CHP Ankara Milletvekili Semra Dinçer, "Bugün çağımızın en büyük sorunlarından birini görüşüyoruz. CHP olarak iklim krizinin etkilerinin azaltılması için kanun hazırlanması gerektiğini hep söyledik ama bu teklif yapılması gerekenler konusunda eksikler barındırıyor. Fosil yakıtların kullanımına yönelik hiçbir düzenleme göremiyoruz. Bu kanunla yapılmak istenen düzenlemeler doğamızdan çok sermayenin çıkarları olduğunu görüyoruz. Bu haliyle bu teklif ile karbon salınımının azaltılması hedeflenmiyor tam aksine parası olanın doğayı daha fazla kirletmesinin önünü açıyor. Yasanın adı 'paran kadar kirlet' olabilirdi. Karbon salınımından bir rant elde edilmeye çalışılıyor" dedi. "Bu bir iklim kanunu değil bir ticaret kanunu. İsminin doğru konulması lazım" Milletvekillerinin ardından sivil toplum kuruluşu temsilcileri konuştu. Temiz Hava Hakkı Platformu Deniz Gümüşel, "İklim Kanunu'nun merkezinde ekolojinin yer alması gerekiyor ancak bu kanun temel bir kanun olmaktan uzak ticari bir kanun olarak karşımıza çıkıyor. Küresel ve yaşamsal krizin ana sorumlusu olan fosil yakıtlardan kademeli çıkışa dair hiçbir somut politika üretmeyen bir teklif. Sera gazının azaltımı sadece ETS ile sağlanmıyor ne yazık ki. Kanunda sağlıktan hiç bahsedilmiyor. Atılacak en önemli adım insan kaynaklı olduğu ortada olan iklim krizine fosil yakıt etkisinin yer alması. Hava kirliliği nedenli ölümlerde fosil yakıtların rolü çok büyük" dedi. Düzenlemenin ekonomik etkilerine değinenen Gümüşel, "2021 yılında sadece bir yıllık ve sadece Türkiye'de hava kirliliğinin yarattığı erken ölüm ve sağlık etkilerinin maliyeti bugünkü değeri ile 1 buçuk trilyon Türk Lirası. ETS hayata geçtiğinde sera gazları azaltılırsa bu santrallerin ekonomik olarak ayakta kalması da mümkün olmayacak. Ekonomisi kömüre bağlı yerlerde yaşayan vatandaşlar için ulusal adil geçiş programı yapılmalı" dedi. "Bu bir iklim kanunu değil bir ticaret kanunu. İsminin doğru konulması lazım" diyen Gümüşel, "Aksi halde 21. yüzyılda Türkiye'nin iklime dair yaklaşımı eksik kalacak" diye konuştu. "Metalaşmayan bir tek havamız kalmıştı" İklim Adaleti Koalisyonu adına konuşan Caner Gökbayrak, "İklim Kanunu değil yıkım kanunu dedik çünkü İklim Kanunu bu haliyle olursa bize yıkım getirir. Biz açıkçası bunu beklemiyorduk, 2002'de sızdırılan kanun teklifinin bile gerisine düşmüş bir metin. Metalaşmayan bir tek havamız kalmıştı o da metalaştırıldı. İklim Kanunu'nun ne kadar öncelikli olduğunu bir ay önce yazı yaşamamızdan görebiliriz. Bu tasarıda sivil toplum kuruluşlarının ve akademinin görüşünün alınmadığını görüyoruz. Partiler üstü bir kanun beklerdik" ifadelerini kullandı.