CHP'li Murat Bakan: "Tayyip Erdoğan Başkomutanlığın sembolik bir makam olduğunun ve tarafsız Cumhurbaşkanına verildiğinin farkında değil"

Yayınlanma: 27.02.2025 16:08 Güncelleme: 27.02.2025 16:08

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik, "Başkomutan olarak sesleniyorum ayağını denk al" açıklamasına ilişkin olarak, "Başkomutanlık meselesi sembolik bir konumdur. Gerçekten başkomutan olan kişi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Tayyip Erdoğan bunun sembolik bir makam olduğunun ve tarafsız cumhurbaşkanına verildiğinin farkında değil. Hem bir siyasi parti başkanı gibi davranmak istiyor diğer taraftan da Cumhurbaşkanına verilen sembolik makam ile ana muhalefet partisi üzerinde baskı yaratmaya çalışıyor" dedi.

(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik, "Başkomutan olarak sesleniyorum ayağını denk al" açıklamasına ilişkin olarak, "Başkomutanlık meselesi sembolik bir konumdur. Gerçekten başkomutan olan kişi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Tayyip Erdoğan bunun sembolik bir makam olduğunun ve tarafsız cumhurbaşkanına verildiğinin farkında değil. Hem bir siyasi parti başkanı gibi davranmak istiyor diğer taraftan da Cumhurbaşkanına verilen sembolik makam ile ana muhalefet partisi üzerinde baskı yaratmaya çalışıyor" dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, CHP Genel Merkezi'nde "Gel, Seç, Tarihe Geç" başlıklı cumhurbaşkanlığı ön seçim toplantısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan şunları söyledi: "Ekrem Bey bugün öncelikle milletvekili grubumuzla bir araya geldi. Arkasından Parti Meclisi üyelerimiz, belediye başkanlarımız, il ve ilçe başkanlarımızla 600 kişilik salonda heyecanlı ve manifesto şeklinde bir konuşma yaptı Ekrem Bey. Sayın Genel Başkanımızın konuşması da çok heyecan vericiydi. Türkiye'de artık seçim startı verildi diye bakmak lazım artık. İktidara baktığımızda da Ekrem Beyin önünü kesmeye yönelik adımlar atıyor. Dolayısıyla biz proaktif davranarak daha önce yapılmayan bir şeyi yaptık. Riskleri, tehditleri gördük ve buna karşı bir adım attık. Kendi adayımızı erkenden belirledik. Ekrem Bey hem belediye başkanlığı hem Cumhurbaşkanı adaylığı sürecini birlikte yürütecek ve iktidarı erken seçime zorlamak için bir toplumsal hareketlilik başlatmayı düşünüyoruz. Tüm partililerimizi 23 Mart'ta önümüzdeki Cumhurbaşkanı olacak kişiyi seçmeye davet ediyoruz." "Bunlar hukuki değil siyasi davalar" Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in sabah saatlerinde gözaltına alınmasına ilişkin ise Bakan, şu ifadelere yer verdi: "İktidarın şu ana kadar yargı eliyle attığı tüm adımların altı boş. Hem Ahmet Özer hem Rıza Akpolat dava dosyalarını inceledim ve bir savcılık soruşturması açılmasına sebep olmayacak mevzulardan dolayı hem soruşturma açtılar hem tutuklanmaya gitti. Bunlar hukuki değil siyasi davalar. Eğer bir hukuki süreç olsaydı Beykoz Belediye Başkanı sabahın 4'ünde evine baskın yapılarak, kameralar eşliğinde gözaltında alınmazdı. İktidar CHP'li belediyeleri kriminalize etmeye çalışıyor bunu da siyasallaşan yargı eliyle yapıyor. Bu süreçle ilgili gereken bütün hukuki mücadeleyi vereceğiz." "Cumhurbaşkanının hakkı da değil haddi de değil" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik, "Başkomutan olarak sesleniyorum ayağını denk al" açıklamasına ilişkin ise Bakan şunları söyledi: "Başkomutanlık meselesi sembolik bir konumdur. Gerçekten başkomutan olan kişi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Tayyip Erdoğan bunun sembolik bir makam olduğunun ve tarafsız cumhurbaşkanına verildiğinin farkında değil. Hem bir siyasi parti başkanı gibi davranmak istiyor diğer taraftan da Cumhurbaşkanına verilen sembolik makam ile ana muhalefet partisi üzerinde baskı yaratmaya çalışıyor. Olay, beş teğmenle ilgili verilen Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla ilgili iki kuvvet komutanının oy veren komutanlara baskı yaptığıyla ilgili birtakım iddialar var. Bununla ilgili olarak Genel Başkanımız kuvvet komutanlarını eleştirmekte özgür. Bu TSK'nın manevi şahsiyetine yönelik bir şey değil. Kaldı ki Erdoğan TSK'nın manevi şahsiyetini koruyacak kişi değil. Öyle olmuş olsa beş teğmenimize türlü hakaretler yapıldı. Eğer samimi olsaydı Ergenekon'da, Balyoz'da tutuklanan vatansever komutanlar cezaevinde can verirken onlarla ilgili 'ben bu davanın savcısıyım' demezdi. Onlar hayatlarını kaybettiler, Ali Tatat'ı unutmuyoruz. Biz bu ordunun gerçek Başkomutanının, Mustafa Kemal Atatürk'ün aydın yolundan giden insanlarız. Ordunun da şerefi, haysiyeti bizim şerefimiz, haysiyetimizdir. Buradan Özgür Özel'i tehdit etmek Cumhurbaşkanının hakkı da değil haddi de değil."

Devamını Okumak İçin Tıklayınız